Berrin Yelkenbiçer

Geçenlerde bir seminer yakaladım ki eğitimin gücüne ve bir ömür boyu sürmesi gerektiğine inanan bir kişi, bir anne ve bir öğretmen olarak programıma uyan her türlü seminer ve toplantılara gitmeye çalışıyorum.

Psikolojik danışman Prof.Dr.Ziya Selçuk’un Eğitimde Dokuz Tip Mizaç  konulu bir konuşması ki sanki bir süredir aradığım da buydu,  gönlümüzden çok geçirirsek her şey doğru zamanda geliyor.

Anaokulu, ilkokul ve ortaokul olarak toplamda on yıldır eğitim sisteminin içinde yer alan bir oğlum var ve ben de bir öğretmen olarak her yıl onlarca çocukla iletişim halinde oluyorum. Oğlumdan ve öğrencilerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki her öğrencinin öğrenme modeli, öğrenme ihtiyaçları farklı ve eğitim hayatında zaman zaman yaşanan sıkıntılar da işte bu farklılıkların fark edilmemesinden ve biz yetişkinler, ebeveynler ve öğretmenler tarafından doğru yönetilmemesinden kaynaklanıyor. Kendi kişisel öğrencilik hayatımda yaşadığım bazı sancıların işte tam bu yüzden olduğunu fark etmemin bu yaşı bulması ne acıdır ki o da ayrı bir yazı konusu…

Rehberlik, davranış gözlemi, iletişim, gelişim ve öğrenme konularında kitapları ve yüzlerce makalesi bulunan Ziya Hocamız mizaç temelli eğitim ve rehberlik yaklaşımını savunuyor ve dokuz tip mizaç olduğunu , mizacın doğuştan geldiğini , yaşam boyu değişmeyeceğini anlatıyor.

Sunumunun sonunda satın aldığım kitabından  kısaca alıntılarsam mizaç tipleri şöyle sıralanıyor :

1 ) Kusursuzluğu arayan mizaç tipi

2) Duyguları hissetmeyi arayan mizaç tipi

3) Hayran olunacak kendilik arayan mizaç tipi

4) Duyguların anlamını arayan mizaç tipi

5) Bilginin anlamına ulaşmayı arayan mizaç tipi

6) Entelektüel dinginlik arayan mizaç tipi

7) Keşfetmenin hazzını arayan mizaç tipi

8) Mutlak güç arayan mizaç tipi

9) Duyumsal - hareketsel  ( fiziksel ) konfor arayan mizaç tipi

Bunlar tabii ana başlıklar, her birinin kişisel ,  sosyal, akademik, karakteristik özellikleri , mizaç yatkınlıkları ve olumsuzluğa açık riskli özellikleri gibi alt başlıkları var. Bu bilgilerden yola çıkarak öğrencilerle ve çocuklarımızla nasıl ilişki kurmalıyız, doğal kişiliğini nasıl desteklemeliyiz, ne zaman uzmana yönlendirmemiz gerekir gibi sorulara cevaplar arandığı gibi eğitsel ve mesleki rehberlik bilgileri de veriliyor.

Bunlar işin teorik kısmı ama pratiğe geçirildiğinde her şeyin şimdikinden çok daha iyi olacağı görüşüne ben de sonuna kadar kılıyorum. Ziya Hocamız “ milli “ eğitim diye bir çıkış olmayacağını, eğitimin evrensel olduğunu savunuyor,  Eğitimde ilham , cesaret ve heyecan olması gerektiğini, ama okulun ilhamı öldürdüğünü söylüyor, yahu yine aynı fikirdeyim. Yine hocamıza göre eğitim ve müfredat bireysel olmalıdır. Eğitim bireyselleştikçe çocuğun, kitleselleştikçe kurumların işine yarar. Kitlesel eğitim fabrika eğitimi gibidir, ama bireysel eğitim ev yemeğine benzer. Çocuklar parmak izi gibidir, her biri farklıdır. O zaman niye herkese aynı ders, aynı eğitim, aynı ödev ? ( Hadi bakalım, bu soruya cevap verelim !)

Eğitim çocuğu geleceğe hazırlamak değil, şimdiye uyandırmaktır. Çocuğun masumiyetini bozan şey bilgidir ve hazmedilmeyen bilgi nevroz yaratır. Mesela Aziz Sancar hocamız “ insan zamanının yarısını öğrenmeye, diğer yarısını da öğrendiklerini hazmetmeye  ayırmalıdır “ demiş, ne güzel söylemiş…

Çocuk bir eko sistemdir ve bu sisteme anne, baba, öğretmen ve arkadaşlar da dahildir. Bu sistemin sağlıklı işleyebilmesi için tüm bu yan unsurların , yani bizlerin mizaç tipinin de belirlenmesi gerekir.

Hocamızın sunumunda söylediği bir cümle beni can evimden vurdu : “ en iyi öğretmen, en az zarar veren öğretmendir…” .

O zaman , onlarca çocuğa dokunduğum her günümde elimden gelenin en iyisini yapmak boynumun borcudur.

Annelik Hikayem-1

Annelik Hikayem-1

Annelik hikayem- 1 Şükürlerimin en başında gelen “annelik” hikayem uzun ve ben büyük bir keyifle .....
BLUES ÇAĞI !

BLUES ÇAĞI !

BLUES ÇAĞI ! Önce  hangisinin büyümesi hızlandı yakalayamadım, akıl mı, el ayaklar mı, yoksa.....
Bu sefer bir masal anlatacağım…!

Bu sefer bir masal anlatacağım…!

Bir varmış bir de yokmuş… Evvel zaman içinde bir çocuk dünyaya gelmiş, o çocuk bu dünyaya yürekte.....
Büyüyorum

Büyüyorum

BÜYÜYORUM Bazen diyorum ki kendi kendime, benim diyorum, ömrümün bir yerlerinde birilerine iyiliğ.....
Devam...

Devam...

Devam… Oğlumu 18 aylık olana kadar emzirdim, büyük bir keyifle emzirdim, öyle saate bağlı filan d.....
Önce Doğurdum

Önce Doğurdum

Önce doğurdum...! Aylarca kalbi bedenimde atan oğlumun ilk büyük ayrılığı, benden ilk gidişi…Kalbi a.....
Ve oğlum doğdu…

Ve oğlum doğdu…

Ve oğlum doğdu… Biliyorduk tabii oğlan olacağını, ultrasonlar sağ olsun, cinsiyet tahminini genel.....
Yazarlık Serüveni

Yazarlık Serüveni

Merhaba, ben bir evladım, ablayım, kardeşim, kuzenim, dostum, arkadaşım, öğretmenim, eşim ve anneyim.....