Özlem Vardar

Özlem Vardar

Özlemce’den yeni bir ayda daha Merhaba sevgili okurlar,

Bu ay geçtğimiz aylardan farklı bir konu ile karşınıza çıkmak istedim.Neden mi ?Çünkü;bu aralar çevremde çok fazla mutsuz aileler ve ilişkiler görmeye başladım.İsterseniz başlayalım.Ben bu ay ki konu başlığımı “ Mutsuzluğun Mutluluğum Olabilir mi?” olarak belirledim.

Aslında konu tam da başlıkta belirttiğim gibi “ mutluluk-mutsuzluk” karmaşası.Eski dönemlerde hayat ne kadar sade ve ne kadar da kişilerin görevleri belirlenmiş bir şekilde devam edermiş değil mi? Ben artık nedense bunu şu yaşadığımız dönem içerisinde üzülerek belirtiyorum ki göremiyorum.Derseniz Özlem Hanım eski zamanların ne kadarına tanıklık ettiniz diye? En azından birinci ağızdan çok fazla dinledim ve birebir de gözlemlediğim az da olsa aile yaşantıları mevcut.Bence günümüzün en büyük problemi kişilerin içinde yaşadıkları hayattan mutlu olmadıkları ve mutlu olmadıkları zamanlarda da çevrelerine mutsuzluklarını yaymaları.Mutluluk, kişiye göre değişen bir kavram olmakla birlikte paralel olarak da mutluluk-mutsuzluk ikilemini içine çeken bir kaos bence.Mutlu olmadığınız zamanları hatırlayın mesela,büyük bir olasılıkla çevrenizdeki kişleri  de mutlu etmeniz söz konusu değil. Neden ? Çünkü ; enerjiniz size bile yetmez iken bir başkasına nasıl mutluluk verebilir ki. Bu olay ilişkilerde farklı bir boyutta ilerlerken asıl can alıcı tarafıda ailede bir çocuğun tüm bunlara maruz kalmasıdır tabikide. Çiftler arasında ki en küçük bir gerginlik,yüksek ses tonu,farklı anlamlarda kullanılan vurgulu kelimeler,vs.. birebir çocuğun hayatına etki eder.Bunlarıda bizler gibi okul öncesi gelişim uzmanları olarak farklı gelişim alanlarında gözlemleyebiliriz.Bu konunun çocuklar üzerinde çok fazla etkisi olmasını bilmeme rağmen bu ay çocuklar için değil sadece sizler için yazmayı uygun buldum.Çünkü; siz kendiniz mutlu bir yaşam süremezseniz,mutluluk kavramını çocuğunuzdan bekleyemezsiniz.O yüzden her ne yaşarsanız yaşayın,yolun sonunda ki beyaz ışığa odaklanın ne olur ? Eğer karanlık tarafa bakarsanız hiç bir zaman o beyaz ışığı göremezsiniz.Biliyorum,hayat çok zor,çalışma hayatı yorucu,çevrenizdeki insanlar sizi anlamıyor,başarılarınızı çekemeyen kişiler var,ikili ilişlerde sizi anlayan yok,yada var ama mutlaka sorunlar var,(olması gerekli bencede,yoksa bir taraf diğer tarafı kandırıyor gibi geliyor bana)veee daha bir sürü bir sürü problemler .Ama bunların hiç birisi inanın ki kalıcı değil, bunu sizlerde biliyorsunuz.Hayat o kadar kısaki gülümsemek,sevdiğinizi söylemek,öpmek,dokunmak varken,kime neyin bedelini ödetiyoruz acaba?Unutmayın bu hayat sizin.Siz nasıl isterseniz öyle devam edecek?

Size küçük bir not:İnsanlar ile ilişkilerinize sınırlar çizin,çizin ki herkes hayatınızın neresinde durduğunu çok iyi bilsin.Bilsin ki mutluluğunuz,mutsuzluğa dönüşmesin...

Ve tabiki en önemli bir konu da mutluluğa giden yolda;karşınızdakini dinlemek.Hemde anlayarak dinlemek.Dinlemiş olmak için dinlemek değil.Dinleyin ki ne istediğini,ya da size neyin iyi gelebileceğini ona anlatın.

Mutlu olmak bazen büyük fedakarlıklar gerektirebilir.Olsun,ne kaybedersiniz ki.İşin ucunda mutlu olmak varsa pek de birşey kaybetmiş sayılmazsınız aslına bakarsanız.Yaşadığımız dönemde mutlu olmak hala çok kolay biliyor musunuz? Sadece baktğınız pencereyi doğru seçmeniz önemli.Bu eğer evli iseniz seçtiğiniz eşiniz,yoğun çalışan bir kişi iseniz severek yaptığınız işiniz olabilir mesela.Eğer bunları doğru seçerseniz inanın ki fiziksel olarak ne kadar yorulursanız yorulun,akşam hepsi unutulacaktır.Ama seçimlerinizi yanlış tercihlerden yana kullanırsanız bu *2 mutsuzluk olarak geri gelecektir.Bu demek değildir ki ,her doğru seçimin içinde hiç bir zaman mutsuzluklar olmayacak tabi ki olacak.Siyahın içindeki beyaz,beyazın içindeki siyah gibi.Zaten olmazsa o zaman mutlu zamanlarınızın kıymetini nasıl bileceksiniz.

O zaman bu yazıyı okuduktan sonra ne yapalım biliyor musunuz sevgili okurlar?

Bu yazıyı okuduğunuz süre boyunca en çok bam telinize dokunan kişiye onu ne kadar çok sevdiğinizi belli edin.Küçücük de olsa bir mesaj ile,belki sayfalar dolusu bir mektup ile,belki küçük ama sıcak bir dokunuş ile.Her ne şekilde olursa olsun mutlu olun ki sizin sevdiğiniz ve sizi sevenlerde mutlu olsun.

Her şeyin bir sınırı vardır,ama sınırsız olan tek şey SEVGİ’dir.

Sevgi ile hoş kalın,mutlu kalın,mutlu kalmalarını sağlayın...

Bahar mevsiminin başlangıcı

Bahar mevsiminin başlangıcı

Bahar mevsiminin başlangıcı ile beraber Özlemce' de yeni bir yazı zamanı gelmiş demektir. Merhaba.....
Merhabalar mini mini 1’lerimin anne ve babaları.

Merhabalar mini mini 1’lerimin anne ve babaları.

Merhabalar benim sevgili okurlarım. Yeni bir ay ve yeni bir Özlem’ ce zamanı. Bu ay ki yazımı yaz.....
Merhabalar Sevgili Okurlar

Merhabalar Sevgili Okurlar

Bu ay sizlerle Özlemce' de paylaşımda bulunmak istediğim konu( çok üzülerek yazacağım)  "Çocuk .....
Merhabalar Sevgili Okurlarım

Merhabalar Sevgili Okurlarım

Merhabalar sevgili okurlarım. Yeni bir ay ve yeni bir köşe yazısı zamanı geldi de çattı. Artık .....
Okul öncesi eğitime kimler başlar?

Okul öncesi eğitime kimler başlar?

Okul öncesi eğitime kimler başlar? Özlem’ce den tekrardan merhaba, Bu güzel ve bir o kadar da .....
Özlem'ce

Özlem'ce

Özlem’ce… Merhaba, ben Özlem Vardar. Çocuk Gelişim Uzmanı’ yım. 1984 yılında İzmir' de doğdum. Bo.....
Özlemce’ den yine, yeni…

Özlemce’ den yine, yeni…

Özlemce’ den yine, yeni… Yeniden merhaba sevgili okurlar. Kucak dolusu sevgiler… Bu güzel köşe.....
Yemek Zamanları

Yemek Zamanları

Yemek zamanları   Özlem’ ce den merhaba; Sevgili okurlar, sizlerle beraber yine bu güz.....