Selin Keskiner Mamacı

İnsanın yaşam serüveni, halden hale geçişler konvoyu gibi…

Tecrübelerini yaşamayı seçtiği beden formunda, o deneyimin için başa yerleştirilmiş akıl çeliciler zihin ve sağlam alt yapı sağlayan ego daima sahnede, merkeze özenle konuşlandırılmış kalp, bir şaşmaz pusula gibi. Oysa ki insan, yönetimi hep “başta” sandığından, ortadan yönetime pek yüz vermiyor. Yanılgı ise belki bunu kendinin fark edişine kadar…Yanılgı dediğin de ne ise.

Ortadan yönetim, dengeyi vaadediyor ama biz biraz ilginç yapılarız, karışıklıkta denge arar, her şey dengedeyken karışmayı ölesine isteriz. Tasarımdaki işletim sistemi dıştan bakınca karman çorman, belki içten de öyle, lâkin yaratan kusursuz yaratmış.

Koşullandırdıkça kendimizi çizdiğimiz sınırlarımıza aşığız da ondan belki… Sınırları çizdikçe içine geçip oturdukça, ev kozası güven duygusunun tatmini ile hareket ettikçe “halden hale” geçişler azalacak zannediyoruz. Zannettikçe, çizgileri daha kalın çiziyoruz, daha kalın çizdikçe “zanlar dünyası” bizi yutuyor … Nerede o sınırlarını özenle çizip, içine oturduğumuz  sözüm ona “  dört başı mamur “ ev?

Evi daha da güzel olsun diye ve  her sefer yeniden inşâ etmek için, sürekli yıkıyoruz bunu biliyoruz içsel bilişle, o dürtüyle  yıkıp yıkıp yapıyoruz. Sistemi kaç kereler tecrübe edip, aslında oyunu gayet iyi bilirken, hiç bilmiyormuşçasına kendine eziyet, sanki başlıca insanî meziyet…

Evin güvenli salonunda oturup, üstümüze çektiğimiz “görünmemezlik” örtüsü bile kurtaramıyor…Görünüyoruz, ayan beyan ortadayız. Tüm yaratım bizi gözlüyor, her şey  ne şekilde bizle oturup,  bizle kalkacağını belirlemek için nasıl da  gözümüzün içine bakıyor.

Sahi, dışarıda BİR dünya var mıydı? Yoksa nihayet “ev” den çıkmaya karar mı verdik? Bir bedende BİR deneyim için sıkışmış olduğunu ama sıkışmanın da kendi seçimimiz olduğunu evin salonunda otura otura sıkılıp, yan odalar hatta kapının dışı çağırdığında mı anladık ? Kimbilir…

Yoksa o evin içinde otururken oturduğunun “kalp evi” olduğunu ve kapısının daima açık, öyle de böyle de güvenli bir ev olduğunu mu bildik şimdi? Kişi bilir…

Ev hiç yoktu. Hiç olmadı çünkü daima dünya senin rengârenk evindi, her odasında bir çok kere oyun oynama hevesiyle yanıp tutuştuğun…

Aşkla.

Lidia Selin Keskiner Mamacı

Aşk'la

Aşk'la

Aşk’ la… Yazmayı oldum olası sevdim. Kalbinden akanı, harflerle anlatma sanatı... Yaşamın tadını .....
Ben, BEN’İM...

Ben, BEN’İM...

Ben, BEN’İM... Sen kimsin ? Nefsini bildin mi? Bildiysen sen, “Sen”i .... Rabbini Bildin. .....
BİR mutluluk hali

BİR mutluluk hali

BİR mutluluk hali Sahi hep karışık bir halet- i ruh iyedeyiz mesele “mutluluk” ise. Hadi hemen de.....
Hadi Bu Yazı Kendime Yontuk Olsun

Hadi Bu Yazı Kendime Yontuk Olsun

Hadi bu yazı biraz “ kendime yontuk ” olsun… Nicedir yazıyorum burada açıkça bahsetmedim hiç iç.....
Her sene bitimine yakın illâ ki kağıt kalem bir dürter...

Her sene bitimine yakın illâ ki kağıt kalem bir dürter...

Her sene bitimine yakın illâ ki kağıt kalem bir dürter...Hadi yaz ne istiyorsan, yaz ki Olsun. He.....
İnsanın yaşam serüveni, halden hale geçişler konvoyu gibi…

İnsanın yaşam serüveni, halden hale geçişler konvoyu gibi…

İnsanın yaşam serüveni, halden hale geçişler konvoyu gibi… Tecrübelerini yaşamayı seçtiği beden f.....
Koşulsuz Sevgi

Koşulsuz Sevgi

Koşulsuz sevgi Sevmeyi öğrendikten belki hemen sonrası değildir, koşulsuz sevgi... Herşeyde ol.....